ABD’den Türkiye’ye Dersler: Dayanışma Hayat Kurtarır / Lessons to Turkey from USA: Solidarity saves lives

(English below)

ABD başkanı Donald Trump, ‘’terörist girişini engellemek’’ adı altında imzaladığı yasa ile 7 ülke vatandaşlarının yasal yollarla Amerika’ya girişinin önüne görünmez bir duvar çekmiş oldu. Kararın imzalandığı saatlerde uçaklarda Amerika’ya doğru yolda olan yolcular havaalanında ne ile karşılaşacaklarını bilmiyorlardı. İçlerinde ABD’de yaşamak için ikametini almış olanlar, uzun yıllardır ABD’de yaşayan ama kısa süreliğine çıkanlar, öğrenci vizesi almış olanlar ve senelerce üçüncü ülkeye yerleştirilmek için bekledikten sonra artık ABD’de yaşama hakkı kazanan mülteciler de vardı. Her şeyden habersiz ABD havaalanlarına adım attıklarında, polislerin korkunç muamelesi ile karşılaştılar. Bazıları kollarına kelepçe takılarak gözaltına alınırken, bazıları ise ilk uçakla geri gönderildiler. Kötü muamele, sınır dışı kararlarının merkezi olan havalimanları, kararın imzalandığı ilk saatlerden itibaren direnişin de alanı olmuştu. ABD’deki pek çok havalimanında bir araya gelenler, sınır dışı etmelere ve yasaya karşı eylemlere başladılar. Dayanışma ve direnişin sonunda geri gönderilmeler geçici olarak durduruldu.

ABD’de bunlar yaşanırken, pek çok havalimanında olduğu gibi İstanbul Atatürk havaalanında da durum pek iç açıcı değildi. Uçağa binmek üzere olan yolcuların yolları kesilmiş hatta bindikleri uçaklardan indirilenler olmuştu. Görünmez duvar, işini kaybetme ihtimali olan bir yolcudan, ailesinden uzak kalmış olan bir babaya, mülteci olarak ne kendi ülkesine ne de ABD’ye giremeyenlere, okula kayıt hakkını kaybeden öğrencilere kadar pek çok farklı gruptan insanı etkiledi. Durum sadece havaalanlarında bekleyenlerle de sınırlı değildi. Ankara’daki pek çok otel, ülkelerinin ABD ile diplomatik ilişkileri olmadığından dolayı vize başvurularını Ankara’daki ABD büyükelçiliğinden yapmakta olan ve yeni kararla Ankara’ya sıkışıp kalan insanlarla doluydu. Ankara’nın en merkezi yerlerinden biri olan Bestekar Sokaktaki bir otelde konuştuğumuz insanlar, bu kararın insanların hayatını nasıl etkilediğini açıkça gösteriyordu.

İranlı, bir doktor. 10 sene boyunca göç vizesini beklemiş ve ABD’den onayı gelince, evini, arabasını, ofisini satarak iki kız çocuğu ve eşiyle birlikte yola çıkmış. “Benim ailem, herkes Amerika’da, iki abim hastanelerde baş hekimler. Anne babam orda yaşıyor. İran benim gibi insanlar için uygun bir yer değil. Ama bu önemli değil, İran çok uygun olsa bile göç etmek benim hakkım. Ben 10 sene bu sınırı geçmek için bekledim. Şimdi birisi gelmiş kolayca bana terörist damgası vurarak benim hakkımı kullanmama izin vermiyor. Ben şu an İran’a dönsem bile ne yapabilirim ki? Evimi, eşyalarımı, arabamı her şeyimi satıp 4 valizle yola çıktım.” Konuşmalar devam ederken bir kadın geliyor. Eşi ABD vatandaşı. 10 sene önce ABD’ye göç etmişler ama daha sonra kadın çocukları ile birlikte ülkesine geri dönmüş. Çocuklar ise büyüyünce Amerika’da eğitimlerine devam etmek amacı ile babalarının yanına gitmeye karar vermişler. Kadının oğlu 16 yaşında. Ülkesine dönerse bu kez de zorunlu askerlik yasasından dolayı askerliğini yapana kadar ülkeden dışarı çıkamayacak. Son karar ile onlar da Ankara’da bekliyor…

Otelden çıkıp Türkiye’de mülteci statüsünde ikamet eden ve her an Amerika’dan onay bekleyen mültecilerle görüşüyoruz. Kardeşi üç ay önce ABD’ye yerleştirilmiş, ailesi ile üçüncü ülke yerleştirmesini bekleyen bir İranlı yerleştirme haberini beklerken gelen yasak kararına şaşkın. Türkiye’de mülteci olarak yaşamanın zorluklarından bahsediyor: “Türkiye’ye geldiğim günden beri hayatımda yapmadığım işleri yaptım. Üç işçi kadar çalışıp bir işçinin maaşı kadar bile kazanmadım. Burada iki kez ülkemde biriktirdiğim para ile iş kurmaya çalıştım ama 3 ay bile olmadan bana iş teklif edenler paramı alıp gittiler ve itirazımın karşısında “zaten senin çalışma iznin yok bu şehirde ikamet etmemelisin bile, polise gidersen ilk sen suçlu olursun” dediler. Tüm bu çektiklerimize rağmen artık bitiyor demiştik, artık gidiyoruz. Artık en azından bu statüsüzlükten kurtuluyoruz. En azından statümüz olan bir yerde yaşayabileceğiz demiştik. Ama hepsi yalan oldu.” diyor ve ekliyor, “Gidiş biletleri bile hazır olan mülteciler var. Evlerini boşaltmış, gitmeyi bekliyorlar. Şimdi onlara giremezsin diyorlar. Hem bizim ülkelerimizi mahvediyorlar hem de bizim gidişimizi engelliyorlar. Eğer Suriyeliyi Iraklıyı istemiyorsanız neden savaş başlattınız?”

Dayanışma her zaman kazanır! Dayanışma, şimdi ABD’de, mahkemenin yasaya itirazı ile kararın uygulanmasına bir süre ara verilmesini sağladı. Şimdi Amerika halkı GÖRÜNMEYEN DUVARI durdurmanın sevincini yaşamaya başlarken, Türkiye daha yoğun örülmüş duvarların arasında mültecileri tutmaya çalışıyor.

Evet dayanışmaya ihtiyacımız var. Olanlar sadece Trump hükümetinin ırkçı ve islamafobik yasaları ile ABD’de gerçekleşmiyor. Meksika-ABD arasında çekilmesi beklenen duvarın benzerleri, Türkiye’nin dört bir sınırında yükseliyor. Bulgaristan, Suriye sınırlarına kilometrelerce uzunlukta duvarlar örülüyor! Uydu-kentlerde yaşayan mülteciler haftada bir kere imza atmak zorunda ve izinsiz şehirlerini terk edemiyorlar! Geçici koruma altındaki Suriyeliler, Türkiye’den ayrıldıklarında bir daha giriş yapamıyorlar. Dayanışmaya, ırkçılığa karşı ses çıkarmaya her yerde ihtiyacımız var!

Sınırların ve kapıların sadece doktorlar, sanatçılar, akademisyenler ya da “kalifiye” insanlar için değil, herkes için açılmasını istiyoruz. Kota değil, herkese istediği yerde yaşama, istediği yere seyahat edebilme ve geri dönebilme hakkı! Hiçbir hayat diğerinden daha kıymetli değil!

Haklarımız için birlikte mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Bir aradayız, birlikte değiştireceğiz. Yasaklara, sınırlara HAYIR!

Göçmen Dayanışma Ağı /Ankara

Lessons to Turkey from USA: Solidarity saves lives

Donald Trump, the president of USA, has built an invisible wall in front of citizens of 7 countries who try to enter USA via legal ways by signing an order under the name of “preventing the entry of terrorists”. As the order was signed, passengers who were on the plane on the way to USA did not know what they would go through. Among them, where those who had an American residence permit, those left USA for a short period of time but were living in USA for a long time, those who had student visa and refugees who had been waiting for years to be resettled to a third country and finally got the right to live in USA. They all faced brutal police treatment when they arrived at the airports uninformed about anything. Some of them were handcuffed and arrested, while some were deported with the first flight. The airports which were the center of brutal, unfair treatment and deportation orders have also been the center of resistance from the first moments when the order was signed. People have come and organized actions at the airports in USA against the order and the deportations. Solidarity and resistance succeeded and deportations were temporarily stopped.

While these were happening in USA, the situation was not pleasant at the Atatürk Airport in İstanbul like many airports in the world.  Some of the passengers were not allowed in the plane; even some of them were expelled from their planes. The invisible wall influenced the life of many people; a passenger who could lose his/her job, a father could not reach his family, a refugee who can neither go to USA nor go back to his/her country, a student who could lose the right to register to his/her school. The situation was not limited to the passengers waiting at the airports. A lot of hotels in Ankara are full of people who, due to new visa ban order, were stucked in Ankara, where they came to make their visa applications for USA since their country doesn’t have diplomatic relations with USA.  The people we talked to at a hotel on Bestekar Street, one of the most central places in Ankarat clearly show the influence of this visa ban order on the life of people.

An Iranian doctor. He had been waiting for immigrant visa for 10 years and after he got an approval from USA, he sold his house, car and office and came to Turkey with his two children and his wife in order to go to USA. “My whole family lives in USA. My two big brothers work as head physicians in hospitals there. Even my mother and father live there. Iran is not a proper country for people like us. But this is not important. Even if Iran was a favorable place, I have the right to immigrate to another country. I have been waiting for 10 years to cross this border. And now somebody comes and does not allow me to use my right  by easily stigmatizing me as terrorist. If I go back to Iran, what can I do there? I have sold my house, car, everything and have departed with only 4 suitcases” While our conversation continues, a woman comes. Her husband is a US citizen but she went back to her country with her kids. However, the children decided to go to USA to their father to continue their education there. Her son is 16 years old and if he goes back to his country, he cannot leave the country till he completes his military service, which is compulsory. Due to recent visa ban order, they have to wait in Ankara…

We leave the hotel and meet with people who are living in Turkey with refugee status and are waiting for approval from the US anytime. An Iranian, whose brother was located to the US three months ago and who was waiting to be located to a third country with his family, is bewildered to the decision on the ban. He talks about the difficulties he experienced as a refugee in Turkey: “Since I came to Turkey I have done jobs that had never done in my life. I worked as much as three workers but did not even earn the salary of the one. I tried twice to set up a business here with the money I had saved in my country, but in less than 3 months the ones who offered me the job took the money and left. What they replied to my objections was: ‘you don’t have a work permission anyway, you shouldn’t even stay in this city, if you go to the police you will be the first to be guilty.’ Despite all the difficulties we faced we said it’s over now, we are going at last. At least we won’t be statusless anymore. We said we will live somewhere, where we will have a status. But it all went for nothing” he says and he adds “There are refugees that even had their tickets ready. They have emptied their houses, they were ready to go. Now they tell them ‘you cannot enter’. They both destroy our country and forbid us from going. If you don’t want the Syrians and the Iraqis why did you strat the war?”

Solidarity always wins! Solidarity enabled the order to be suspended for the time being with a decision of a federal court in USA.While the people of USA are happy to stop the INVISIBLE WALL, Turkey is trying to keep the refugees within the fortified walls.

Yes, we need solidarity. What is happening is not limited to USA due to the racist and islamophobic orders of the Trump administration. Walls similar to the wall that is foreseen to be constructed on the border of Mexico and USA are under construction on the borders of Turkey. For example, huge and long walls are under construction on the Bulgarian and Syrian borders of Turkey. Refugees living in satellite cities in Turkey have to give signature once a week and cannot leave their cities even one day without permission. Syrians under temporary protection in Turkey cannot come back again if they leave the country. We need solidarity and a louder voice against racism everywhere!

We want the borders to be opened not only for doctors, artists, academics or “qualified” people but for everybody. No to quotas, yes to the right to live and travel anywhere in the world and also go back for everybody! No life is more valuable than another!

We will not give up struggling together for our rights. We are all together and we will change the life together. NO to bans and borders!

Migrant Solidarity Network /Ankara

Be the first to comment

Leave a Reply