Önder’de Neler Oluyor Raporu 2: 16 Temmuz Irkçı Saldırılar

14 Temmuz 2016 günü sosyal medya üzerinden örgütlenen bir grup Ankara’da Suriyelilerin yoğunlukta yaşadığı mahallelerden Battalgazi ve Önder’e yönelik saldırı çağrısı yapmaya başladı. Önder mahallesinde yaşayan Suriyelileri hedef alan paylaşımlarda bulunarak tehdit mesajları yayınlayan grup, mesajlarında Suriyeliler tarafından işletilen dükkanları hedef göstererek, silah veya kesici aletle mahallede toplanmaya, bir gün önce mahallede çıkan kavgada yaralandığı iddia edilen Türkiyeli bir gencin intikamı almak için linç çağrısında bulunuyorlardı.
Saldırıdan önce çeşitli sivil toplum örgütleri polisi aradı, durumu bildirdi ve gerekli önlemlerin alınmasını istedi. Saldırı haberini alan ya da polis tarafından akşam çıkabilecek “tatsız olaylara” dair uyarılan mahallelilerin bir kısmı başka mahallelerdeki yakınlarının yanına gitti, böyle bir imkanı olmayan Suriyeliler ise dükkanlarını kilitlemek, evlerinden çıkmamak gibi yöntemlere başvurdular.
Saldırı gününden önce de küçük çaplı, kavga, saldırı ve ev taşlama, camları kırma türünden olaylar yaşandığını mahallede yaşayanlardan öğrendik. Olay günü ise şiddet katlanarak arttı ve ev kundaklamaya kadar vardı.
16 Temmuz gecesi, çağrıyı yapan grup mahallede toplanarak Suriyelilere ait işyerleri ve dükkanları yakmaya, evleri taşlamaya başladı. Saldırının yoğun olarak yaşandığı Selçuk Caddesi ve Şehit Rafet Sever Caddesi üzerindeki dükkanların çoğu kullanılamaz hale geldi, büyük bir kısmı yıkıldı ve/veya yağmalandı.
Saldırının olduğu gece polisi defalarca aradık. İlk başlarda “dağıttık” diye cevap veren polis daha sonraki aramalarımızda “darbe girişimi sırasında mahalle ile uğraşacak halleri olmadığına” yönelik açıklamalar yaptı. Israrlı aramalarımız ve mahalledeki Suriyelilerin can güvenliğinden endişe ettiğimizi söylediğimizde aldığımız cevap netti: “darbe girişimini önleme çalışmaları arasında yaşam hakkını sonuna kadar savunmasını” bizden öğrenecek değillerdi! Sonuç olarak tüm gece polis mahallede bir yerde beklemiş fakat müdahalede bulunmamıştı.
Saldırılar tüm gece sürdü. Belli bir saatten sonra son bulan fiziki saldırıları gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren bağrışmalar ve tacizler izledi. Yani insanları evlerinde huzursuzlukla sabahı beklemek zorunda bırakan ırkçılar sokakları tüm gece boyunca terk etmedi.
Saldırıların ertesi günü mahalledeydik. Suriyelilerin tüm dükkanları yakılmıştı. Önder, Hacılar, Alemdağ mahallelerinde neredeyse yakılmamış dükkan kalmamıştı. (Bu da yaklaşık 100 civarı dükkana denk geliyor.) Dükkanlardaki insanların yaralandıkları bilgisini aldık. Fakat bu konuya dair teyit edebildiğimiz kesin bir bilgi bulunmamakta.
Dükkanlar makaslarla açılıp, yağmalandıktan sonra yakılıp yıkılmıştı. Özellikle Selçuk caddesinde hasar görmemiş bir tek Suriyeli dükkanı kalmamıştı. Türkiyelilerin dükkanlarında herhangi bir hasar yoktu. Mahalledeki bir dükkanın camında yazan “bu Türk dükkanı taşlamayın” yazısı ve yazının asılı olduğu dükkanda en ufak bir hasar olmaması, saldırının ırkçı boyutunu gözler önüne sermek için önemli bir örnekti.
Saldırının ertesi günü, göçmenlerden bir kısmı kurtarabildikleri son eşyalarını toplayıp evlerine geri döndü. Öte yandan kendilerini savunmak için 40-50 kişilik bir grup halinde sloganlarla karşılık vermek ve yürüyüş yapmak isteyenler de oldu. Bu gruplar mahallede bir araya gelmeye başlayınca, polis ekipleri olaya müdahil oldu. Aynı günün akşam saatlerinde polisin Suriyelilere saldırmak isteyen ırkçı gruba gözaltı yapılması, Altındağ Kaymakamı ve emniyetten üst düzey yetkililerin mahalleye gelmesi üzerine toplanan Suriyeli grup dağıldı, mahalledeki durum sakinleşmeye başladı.

Olaylardan bir hafta sonra mahalleye tekrar gittiğimizde saldırıların yoğun yaşandığı Selçuk caddesi boyunca dolaştık. Saldırıların boyutu tüm açıklığı ile ortadaydı. Camlar kırılmış, kepenkler parçalanmış, dükkanlara girilmiş eşyaların bir kısmı yakılmış, parçalanmış, bazıları da yağmalanmıştı. Ekonomik gücü olan dükkan sahiplerinden bazıları onarımlara, tadilatlara başlamıştı ancak hiç açılmamış, hiç tadilat görmemiş dükkanlar da çoktu. Yağmalamaya mahalleliden bir ekibin de katıldığı bilgisini birçok kişiden aldık. Mahalledeki Türkiyeliler saldırılara topyekün dahil olmasalar da saldırılara engellemek için de bir çaba göstermemişlerdi. Hatta Suriyeli mahallelilerin söylediğine göre kiminin komşuları dahi saldırılara katılmış, evleri ve dükkanları “Bunlar Suriyeli” diye işaret etmişlerdi.
Öte yandan, başka bir grup Türkiyeli komşuları da saldırı sonrası destek olmaya gelmişlerdi. Dayanışmaya gelen Türkiyelilerden bir tanesi “yardım edin bu insanlara çok yazık oldu” diyordu. Bunun yanında olay sırasında bazı Türkiyeli dükkan sahipleri kendi dükkanları ile birlikte Suriyeli komşularının dükkanlarını da “bizim dükkan” diyerek korumuşlardı.
Saldırı sonrası mahallede bir kısım hasar tespit tutanakları tutuldu, mahallelinin söylediğine göre de devlet zararlarının karşılayacağını söylemişti. Mahalleden bir arkadaşımızın söylediğine göreyse saldırıdan sonra mahalleden taşınanlar vardı. Mahallede yeni saldırı olacağına dair haberler dolaşsa da aradan geçen 1.5 aylık sürede yeni bir saldırı olmadı.

Bizler, ırkçılığın herhangi bir savunmasının ve açıklamasının olamayacağını biliyoruz. Bir an evvel yeni saldırıların önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması, mahalledeki herkesin güvenliğinin sağlanmasını istiyoruz. Toplumsal barışın inşası için mücadele etmeye devam edeceğiz.
Irkçılığın karşısında, Suriyeli komşularımızın yanındayız.
Sınırsız sürgünsüz özgür bir dünya,
Dayanışmayla,

Göçmen Dayanışma Ağı/Ankara
cnhprx8weaajyhp cngo1slwiaax76i

Be the first to comment

Leave a Reply